27 Aralık 2012

Benjamin'den polise ve şiddetine dair



Aslında kolluk gücünün 'hukuku', devletin her ne pahasına olursa olsun ulaşmaya çalıştığı ampirik amaçlarını, belki çaresizlikten, belki de her hukuk düzenindeki iç bağlantılardan dolayı, artık hukuk düzeni aracılığıyla güvence altına alamadığı noktayı ifade eder.

"(...) Kolluk gücünün yetkileri en kaba müdahalelere ancak istisnai durumlarda yettiğinden, ama o oranda bilinçsizce en savunmasız bölgelerle, makul ve mantıklı kişilere karşı -ki bu kişiler karşısında devleti yasalar korumaz- müdahale yetkisini kullanmasına izin verildiği için, bu kurumun çok az kişi tarafından görülebilen en berbat yönü, kurum içinde hukuk kuran ve hukuku koruyan şiddet ayrımının ortadan kalkmış olmasıdır. Hukuk kurucu şiddetten beklenen, zafer yoluyla kendisini kanıtlamasıysa, hukuku koruyan şiddet de kendisine yeni amaçlar belirlememe kısıtı altındadır. Kolluk gücü her iki koşuldan da muaftır. Kolluk gücü hukuk yaratır -çünkü karakteristik özelliği, yasaların ilanı değil, hak talebiyle yaptığı her türden düzenleyici işlemdir- ve hukuku korur, çünkü kendisini bu amaçların hizmetine vakfeder. Kolluk gücünün amaçlarının, hukukun amaçlarıyla daima örtüştüğü ya da en azından bunlarla ilişkili olduğu iddiası tamamıyla yanlıştır. Aslında kolluk gücünün 'hukuku', devletin her ne pahasına olursa olsun ulaşmaya çalıştığı ampirik amaçlarını, belki çaresizlikten, belki de her hukuk düzenindeki iç bağlantılardan dolayı, artık hukuk düzeni aracılığıyla güvence altına alamadığı noktayı ifade eder. Bu nedenle kolluk gücü, hukuksal amaçlarla hiçbir ilgisi olmadığı halde yurttaşları zorbaca taciz ederek idari düzenleyici işlemlerle örgütlenmiş hayatlarına karışmadığı ya da onları açıkça izlemediği durumlarda, açık bir yasal düzenlemenin olmadığı pek çok olaya 'güvenlik sebebiyle' müdahale eder. Zamana ve mekâna bağlı 'karar'da metafizik bir kategoriyi -ki eleştiri talebi buna dayandırılır- kabul eden hukukun tersine, kolluk gücünün incelenmesinde bu türden tözsel bir şeye rastlanmaz. Kolluk gücünün şiddeti, medeni devletlerdeki hayatında, ele geçmez, her tarafa yayılmış hayaletimsi varlığında olduğu gibi, biçimsizdir. Kolluk gücü kendisini her yerde aynı görüyor olsa da, mutlak monarşilerde yasama ve yürütmeyi şahsında birleştiren hükümranın mutlak gücünü temsil ettiği zamanda ruhunun daha az dehşetli olduğu gözden kaçmaz. Varlığının bu türden bir ilişkiyle yüceltilmediği demokrasilerde ise şiddetin akla gelebilecek en büyük yozlaşmasını temsil eder. (...)"

(Kaynak: Şiddetin Eleştirisi Üzerine, Metis, ss. 28-9.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder